Salı sohbetlerine katılım artarak devam ediyor

TÜRKAV Çankırı İl Başkanlığının bu hafta ki konuğu, Türk Edebiyatında Çanakkale Muharebeleri konulu bir söyleşi yapmak üzere Çankırı Karatekin Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Ömer Çakır oldu.


“Değerli katılımcılar öncelikle, Sayın Prof.Dr. Ömer Çakır hocamla bu akşam TÜRKAV’da yapacağımız programa hoş geldiniz, sizlere hayırlı akşamlar diliyorum” diyerek konuşmasına başlayan TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı şunları kaydetti:


Kıymetli misafirler, geçen hafta TÜRKAV olarak bu sene 7.sini düzenlediğimiz geleneksel Çanakkale cephesinde savaşan Mehmetçiğin bir günlük iaşesi, hatim duası ve resim sergisi etkinliğini gerçekleştirdik.  Bu akşamda Prof. Dr. Ömer Çakır hocamdan Türk edebiyatına Çanakkale muharebeleri konulu bir söyleşi gerçekleştireceğiz. Çanakkale şehitleri nezdinde bu vatan için hayatının baharında şahadet şerbetini içen aziz şehitlerimizi anarken onlar için ne söylense, ne konuşulsa, ne yapılsa azdır diye düşünüyorum.  Çünkü Sayın hocamın daha önceki sohbetlerinde söylediği gibi büyük bir yenilgiye uğrayarak çekildiğimiz Balkanlardan ne oldu da top yekûn Çanakkale’yi savunmaya geçtik? İşte bunu iyi anlamamız lazım. Çanakkale düşerse İstanbul düşer; İstanbul düşerse, Anadolu düşer, Türk Milleti düşer, İslam âlemi düşer diyen ecdadımız Çanakkale’yi, canıyla, malıyla, çoluk, çocuk, yaşlı genç savunmaya geçmişlerdir. Çanakkale adeta Türk Milletinin ikinci Ergenokon’dan çıkışı olmuştur, diyor sözü sayın hocama bırakıyorum” dedi.


Öncelikle sözlerime başlarken bana burada sizlere hitap etme fırsatı verdiği için İsa Beyin şahsında TÜRKAV yetkililerine, sizler de nezaket gösterip geldiğiniz için sizlere teşekkürlerimi, saygı ve sevgilerimi sunarım diyerek konuşmasına başlayan Prof.Dr. Ömer Çakır şöyle devam etti.


Kıymetli misafirler, bizim tarihimizde bir takım olayları düzenli bir şekilde hatırlamamız, hatırlatmamız, hem bir tarih bilincini, hem bir tarih şuurunu bir yönüyle tazelemek; bir yönüyle de onu canlı tutma adına konuşmamız gereken hususlar dönemeç noktaları vardır. Bunlardan bir tanesi de Çanakkale Savaşları veya o günkü adıyla Çanakkale Muharebeleri’dir.


Başta Çanakkale Savaşı olmak üzere Türk harp edebiyatı üzerine araştırmalar yapmaya çalışıyorum. Ben şahsen araştırmalarımın çoğunda; kendi kültürümüz, kendi tarihimiz, kendi mazimiz, tarihin ve edebiyatın dokunulmamış tarafları, ihmal edilmiş tarafları ile ilgilenmeye çalışıyorum.


 Bu bağlamda da “Türk harp edebiyatı” üzerine araştırmalar yapıyorum.


Savaşçı bir milletiz, tarihimiz savaşlarla dolu, bu savaşlarla dolu tarihimiz sadece tarih kitaplarında anlatılanlardan ibaret değil, bunun bu güne kadar ihmal edilen tarafı var ki işte bu ihmal edilmişliğin başlığı da Türk tarihindeki savaşların Türk edebiyatında ki yansımalarıdır” dedi ve şöyle devam etti.


Değerli misafirler, Çanakkale Muharebeleri şu açılardan incelenebilir, Askerî Tarih, Türk Tarihi, Dünya Tarihi, Uluslararası İlişkiler, Türk Harp Edebiyatı. “Harp edebiyatı, harp eden bir milletin fertlerinin cephede veya cephe gerisinde; harp öncesinde, harp sırasında ya da harbin akabinde vücuda getirdiği, ‘konusunu ve temasını harpten ve harp hâlinden alan’; cephedeki fiilî savaşa veya cephe gerisine ait türlü duygu ve düşüncelerin dile getirildiği çeşitli türlerde kaleme alınmış eserlerden meydana gelir” diyen Çakır, Çanakkale Muharebeleri’nin Türk Edebiyatındaki Yansımalarını şu başlıklar altında örnekler vererek anlattı: Bunları şöyle sıralaya biliriz: Şiirler,  Hikâyeler, Tiyatrolar, Romanlar,  Hatıralar ve Günlükler, Kahramanlık Menkıbeleri, Mektuplar, Röportajlar. Çanakkale Muharebeleri’yle ilgili ilk şiir, 1 Nisan 1915’te Türk Yurdu mecmuasında yayımlandı diyen Prof.Dr. Çakır, şiirlerden ve hikayelerden örnekler verdikten sonra, bazı günlüklerden de çeşitli bölümleri dinleyicilerle paylaştı.


İstanbullu bir şehidin cebinden çıkan günlüğündeki şu satırlar oldukça dikkat çekiciydi: “Oh! Artik isteğime kavuşuyorum. Ben de dinim, yurdum, sevgili İstanbul’um için canımı feda edeceğim... Çünkü Çanakkale’ye, hayır hâşâ Çanakkale değil “demir” ve “kankale”ye gidiyorum. Mutluyum... Ben İstanbul’u, ebediyen Müslüman Türk kalacak olan şu mübarek şehri müdafaa ederken ihtiyar babamın mutluluğuna, masum yavrumun hayatına, sevgili Nebihe’min ırzına, anneanneciğimin mezarına uzanan kirli elleri kıracağımı biliyorum. Bu gayeye ulaşmak için babamdan, eşimden, evladımdan hatta hepsinden kıymetli İstanbul’dan hiç üzülmeden, güle güle ayrılıyorum. Selam sana!... Ey kalbimin kabesi İstanbul... Ölüme gidenler sana veda ediyorlar...”


 Bir başka günlükte ise yemek listesi yer alıyor. “25 Eylül 1915 Yemek Listesi: Çerez (Hamdolsun sadece bunu değiştiriyorlar ) Hindi dolması, patlıcan karnıyarık, börek, revani, pirzola, ayva kompostosu, üzüm ve kahve. Bu listeyi hazırlayanın zevkine hayran olayım...!!!


Yine bir başka günlükte ise şöyle yazıyor: “İstihkâm tarafından topçular ateş ediyorlar. Fakat isabet yok. Konservemiz pişti. Demin çayımı da içtim. Şimdi yeni kestiğimiz kuzudan ayırdığımız kebaplık kısmının olmasını bekliyoruz. Yemek yiyeceğiz. Günü kısmen uyku kısmen de doktor da geldiğinden sohbet ile geçirdim.”


Günlüklerden başka, diğer türlerdeki eserlerden de örnekler veren Prof.Dr. Ömer Çakır, konuşmasının sonuna doğru şunları da belitti: Değerli katılımcılar, sizlere Çanakkale ninnisini dinleterek sözlerimi toparlamak istiyorum.


 Biz hep Çanakkale türküsünü biliyoruz. Fakat bir de Çanakkale ninnisi var ki, onun da Çanakkale türküsü kadar bilinmesini arzu ediyorum. Çünkü Çanakkale türküsü cephede savaşan erkeklerin duygularına tercüman oluyor ise Çanakkale ninnisi de cephe gerisinin kuvvetini temsil eden hanımların, o şehit yavrularını büyüten annelerin duygularına tercüman olmuştur. Çakır, konuşmasına son verirken bir hususa da dikkat çekerek şöyle dedi:


 Kıymetli misafirler, bir de üzerinde durmamız gereken bir konu daha olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Yeni açılacak olan Çankırı müzesinin bir bölümünde Çanakkale cephesinde savaşan Çankırılı kahramanlarla ilgili bir köşe yapılması Çankırı’da yetişen genç neslin atalarını yakından tanımasına ve tarih bilincini kazanmalarına katkıda bulunacaktır. Bu temenniyle, sözlerime son verirken beni sabırla dinlediğiniz için tekrar teşekkür ederim.


Daha sonra soru cevap şeklinde gecenin geç saatlerine kadar devam eden söyleşiden sonra TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı katılımlarından dolayı Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi Türkiyat Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Ömer Çakır’a teşekkür ederek günün anısına Teşekkür Belgesi takdim ettiler.


Haber Yorum Ekle

Bu Habere İlk Yorum Yapan Siz Olun...

Scroll To Top