Sumitomo Rubber Ako
Hafif yağmur
  • EURO
  • DOLAR

Ayrancı: Artık tıp fakültesi kurabiliriz

Çankırı’da Yeni Gün Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ayrancı 2020 yılını değerlendirdiği “Geçmişin Dünyası Geleceğin Umutları” isimli bir muhasebe konuşması yaptı. Koronavirüs Ayrancı, Covid-19 korona virüsten kaynaklanan küresel salgının 2020 yılı içinde ortaya çıktığını ve insanlığı bu arada Türk halkını büyük ölçüde sarstığını ifade etti. Ekonomiden, özel hayattan kamu hayatına, eğitim-öğretimden turizme kadar […]
Çankırı Gündemi - 5 Ocak 2021 10:26 A A

Çankırı’da Yeni Gün

Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ayrancı 2020 yılını değerlendirdiği “Geçmişin Dünyası Geleceğin Umutları” isimli bir muhasebe konuşması yaptı.

Koronavirüs

Ayrancı, Covid-19 korona virüsten kaynaklanan küresel salgının 2020 yılı içinde ortaya çıktığını ve insanlığı bu arada Türk halkını büyük ölçüde sarstığını ifade etti. Ekonomiden, özel hayattan kamu hayatına, eğitim-öğretimden turizme kadar her alanı etkileyen pandeminin insanlarımızda büyük bir travma yarattığını ifade etti. Virüsün ölümcül etkileri yanında mutasyona uğraması ile morfolojik olarak değişmesinin önemli bir endişe kaynağı olduğu belirtilen konuşmada Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ve Sağlık Bakanlığının dünya örneklerine göre oldukça başarılı bir tedbirler bütününü uygulamaya koyduğunu söyledi.

Rektör Ayrancı, “Bu korkunç hastalık bazı yakınlarımızın kaybedilmesine bazılarının ise hastalanmasına yol açtı. Hastalık sebebiyle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz, hastalarımıza şifa niyaz ediyoruz.” dedi.

“Üniversitenin öğretime ara vermesini istemedik, yüzyüze-online öğretim modelini geliştirdik, dijital dönüşüm kapsamında bu senaryolara hazırlıydık”

Ayrancı, Üniversite olarak öğretimde hangi yaklaşımın benimsendiğine ilişkin soruya, Üniversite olarak kısmen dahi olsa öğretimin devam etmesini arzuladıklarını, bunun için yüzyüze-online öğretim modelini geliştirdiklerini, bu modeli kamuoyuna tanıttıklarını, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a arz edilmesini sağladıklarını, ancak muhtemelen hastalığın vahim etkilerinin artmasıyla öğretimin daha sonra açılmak üzere kapatılmasının tercih edildiğini ifade etti.

Uzaktan eğitime ilişkin sorular üzerine, yıllarca önce dijital dönüşümün ayak izlerini yakaladıklarını, 2017 yılından bu yana uzaktan eğitimin önem kazanacağını tahmin ettiklerini, uzaktan eğitimin tüm gereklerini yerine getirdiklerini, bu süre zarfından hocalara eğitim verdiklerini, üç dersin yıllardır bu yolla verilmesine başladıklarını, yaz okullarını bu tekniği kullanarak açtıklarını, pandemi sebebiyle uzaktan eğitim zorunlu hale geldiğinde kolayca tüm birimlerin bu metotla öğretime başladıklarını söyledi.

Rektör Ayrancı, “Arkadaşlarımıza dedim ki; deniz tükendi, bundan sonra yabancı öğrenci ağırlıklı çalışacağız. Üniversiteler doyma noktasına geldi. Bir süre sonra küçülmeye başlayacaklardır. O nedenle bizim online eğitime başlamamız lazım. 2017 yılında başladık bu yoldaki hareketlerimize; sistemler aldık, uygulamalar yaptık. Her zaman olduğu gibi üniversitenin eski bürokrasisinde dirençler görüldü. Bunlar, bu sistemi daha önce denemiştik, hiç iyi olmamıştı, hoca aynı binada odasında ders anlatıyordu, öğrenciler aşağıda sınıflarda bilgisayarlardan dersi dinliyorlardı gibi dünyanın nereye aktığını ve bütünlüğü göremeyen yaklaşımlar vardı. Biz yönetim olarak bu tür eskici düşüncelere itibar etmedik ve yolumuza devam ettik.” dedi.

“Öğrencilerimizin ve vatandaşlarımızın isteklerini beklenti yönetimi ilkesi çerçevesinde ele aldık”

Öğretim metodu değişirken, öğrencilerimizi, hocalarımızı ve kamuoyunu sürekli bilgilendirdik. Çünkü beklenti yönetiminde insanların duygu ve düşüncelerine saygılı olmak suretiyle samimi ve zamanında bilgilendirme gerekir. Beklenti yönetimi insana saygının bir yansımasıdır. Biz de genç yaşlarında bize emanet edilen öğrencilerimizden, hocalarımızdan başlayarak içinde yaşadığımız vilayet sakinlerine; esnaf ve sanatkarına, ülkenin diğer ilgili bileşenlerine zamanında ve doğru bilgilendirmeler yaptık.

Üniversitemiz dört kat büyümüş, ağırlık MYO’lardan fakültelere devredilmiştir

Rektör Ayrancı, programın devamında izleyicilerden gelen soruları yanıtladı. “Önce Çankırı için çok büyük hizmetler yapmış bizden önceki herkesi minnetle yâd ediyorum. Biz üç yıllık süreçte dinamik hareket ettik. Hukuk Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık fakültesi, İslami İlimler Fakültesi, Kurşunlu Adalet Meslek Yüksek Okulu, Sağlık Bilimleri Enstitüsü kurduk. Bunların yanında diğer fakülte ve meslek yüksekokullarında yeni birçok bölüm açtık. Mühendislik Fakültesini küllerinden yeniden meydana getirdik. Fakültede birinci sınıftan itibaren ders veren hiçbir bölüm yok iken, bilgisayar mühendisliği, elektrik elektronik mühendisliği, inşaat mühendisliği gibi altı ayrı bölüme öğrenci alarak hizmete soktuk. Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi ise tam bir üniversite devrimi olarak Şehir ve Bölge Planlaması, Mimarlık, İç Mimarlık ve Kültürel Restorasyon bölümlerini içermektedir. Sağlık Bilimleri Fakültesinde sadece Hemşirelik bölümü var iken bu fakültemizi 11 yeni bölüm ile koca bir yerleşke haline getirdik. İslami İlimler Fakültesini açarak büyük bir ilim yuvası haline getirdik. Ilgaz Turizm Yüksek Okulu tam kapanacak iken açtığımız bir bölüm ile can suyu aldı, Pek çok yabancı öğrenci ile neşv-u nema buldu. Ağız ve Diş Sağlığı Merkezimizi kurduk. Bu konuda afiliasyon yani ortak kullanım kararını Sağlık Bakanlığımızda bekliyoruz. Bundan sonra kimse en küçük bir cerrahi diş hekimliği müdahalesi için başka şehirlere gitmeyecek; hatta bu vilayet çevre illerin geldiği bir yer olacak. Eldivan Sağlık Hizmetleri MYO da neler başardık; okulumuz iki katı geçen bölüm, hoca ve öğrenci sayısına kavuştu. Kurşunlu Adalet Meslek Yüksekokulu gerçekten büyük bir özveri ile açıldı. Açtığımız yüksek lisans ve doktora bölümleri ile nihayet bir bilim üniversitesi haline geldik. Öyle bir altyapı kurduk ki bundan sonrasında kendiliğinden gidecek artık gürül gürül akacaktır. Bu çok büyük bir projedir, çok büyük bir beşeri sermayeye dayanmaktadır, çok büyük bir özveriye, fedakârlığa, enerjiye ve yüksek düşünceye aittir.

Üniversitemiz artık çok başarılı öğrencilerin geldiği, bilimsel çalışmaların arttığı büyük bir yapı meydana getirdi. Dünyada 65 binin üzerinde üniversite var ve biz ilk 2500 arasına girmiş bir üniversite olmayı başardık. Hedefimiz kısa zamanda ilk bin-binbeşyüz arasına yerleşmek. Teknokent ve Teknoloji Transfer Ofisimizi kurduk. Uluslararası İslami Araştırmalar Merkezimizi kurduk. Bunların hepsini ilim ve irfan yuvası haline getirdik. Kaynaklarımızı etkin kullanıyoruz. 3500 uluslararası öğrencimiz olmuş ve bunların 1750’si lisansüstü öğretim alan öğrenciler, bu konuda Türkiye’de birincisi olma ihtimalimiz yüksek. Erasmus öğrenci ve personel hareketliliğinde Türkiye ikincisi olmuş bir üniversiteden söz ediyoruz. Bu imkânları bize tanıdığı için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Yükseköğretim Kurulunun Sayın Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’a; Yürütme Kurulu Üyelerine, YÖK Genel Kuruluna ve YÖK çalışanlarına teşekkür ediyoruz. Muhteşem bir camiyi ibadete açıyoruz. Uluyazı Kampüsümüzün yolunu aydınlattık. Ballıca Kampüsü ile ilgili hızlı bir şekilde çalışmalarımız devam ediyor.

Lisansüstü programlar 27 programdan 38 artışla 65 sayısını bulmuştur. Bu programlarda bilimsel incelemeler, yüksek lisans tezleri ve doktora tezleri yazılmaktadır. Araştırma yapılmaktadır, bunlar makale, kitap, patent, faydalı model ve know-how a dönüşmektedir. Bu haliyle üniversitemiz dördüncü nesil bir üniversite haline gelmiştir. Lisans ve ön lisansta bilimsel bilgiyi öğretmekte, araştırmakta, patent ve fikri hak konusu eser üretmekte ve nihayet bunları ticarileştirmektedir. Bu bakımdan 2020 yılı içende kurduğumuz ÇAKÜ Teknoloji Transfer Ofisi A.Ş. inanılmaz bir teknoloji ara yüzü olmak üzeredir. İşte gerçekçi üniversite yaklaşımı budur. Yani üniversiteyi altı tane yeni ve aktif fakültesi, yeni meslek yüksekokulu, enstitüleri ve programları ile bilimsel alt yapıya kavuşturmuş olduk. Meslek Yüksek Okullarında sınavsız geçiş hakkı verilen binlerce öğrencinin Üniversitemize hiç gelmeden ve mevzuat gereği altıncı sene dolduğunda bu nedenle kaydı silinmiştir. Bunun dışında üniversiteyi kendi isteği ile bırakan ya da kısa zamanda yatay geçişle kaybettiğimiz toplamda beş-altı bin öğrenci nedeniyle mevcutta altı yedi bin sayısını ifade eden gerçek öğrenciden bugün için 20 bine dokunan, 2023 hedefleri itibariyle ise 50 bini hedefleyen bir üniversite meydana getirilmiştir.

Bu kadar ölçekli büyümeyi üniversiteler küçülmeye veya durağanlaşmaya başladığında yaptık. Mesela o kadar yeni fakülte, bölüm, program ve araştırma merkezini ustaca ve küçük dokunuşlarla yaptık. Ben derim ki iyi bir ev hanımı nasıl olmalıdır? İyi bir ev hanımı mutfağa giderken bir şey götürmeli, dönerken bir şey getirmelidir. Aksi halde evin işi bitmez. Bizde aynen bunu hamarat bir insan gibi bir dokunuşla elektronik mühendisliğini, bir dokunuşla Hukuk Fakültesini, bir dokunuşla Diş Hekimliği Fakültesini açtık; giderken Hukuk Fakültesini dönerken Diş Hekimliği Fakültesini açtık. Bu vesileyle tekrar Yükseköğretim Kurulu Başkanımıza ve YÖK’ün her seviyedeki görevlilerine şükranı bir borç bilirim. Onların destekleri ve arkadaşlarımızın gayretleri ile ismi olan ancak cismi bulunmayan bir üniversite yeniden kurulmuştur.”

“Kelebek etkisi yaratmak istiyor ve nerede bir sorun varsa orada çözüme katkı sağlıyoruz”

“Biz Çankırı’da adı konulmamış bir başkent gibi hareket ediyoruz. Ülkenin ve dünyanın neresinde milli veya insani bir sorun varsa çözüme katkı vermek için çabalıyoruz. Fırat Kalkanı Operayonu, Afrin Zeytin Dalı Harekâtı, Türkiye’nin Milli Ödeme Sistemi TROY, Rohinya Müslümanları, ilk kıblemiz Mescidi Aksa ve Kudüs, Kanal İstanbul, Dijital Dönüşüm, korona virüs için maske, işitme engelliler için maske, tüm görev başında olanlarımız için siperlik üretimlerimiz, fikri ve ayni desteklerimiz sayılmaya değer olanlardan. Tel Abyad ve Akçakale’ye yardımlar götürmek, vatandaşımızın yanında olduğumuzu göstermek, çocukların başını okşamak, kahraman Mehmetçiğe moral vermek için gittik. Götürdüğümüz yardımları Kızılay’a teslim ettik. Bir süre sonra Kızılay, kendi üretimimiz olan gıda ve diğer malzemeyi sınır bölgelerinde dağıttı.

En son, İzmir Depreminde görevli bir kurum olmadığımız için yapabileceğimiz fazla bir şey yoktu. Biz ise İzmir’de yerleşik 95 öğrencimizin tamamını arayarak ihtiyaçlarını sorduk. Şunu söylemeliyim ki, İzmirlilere hayran oldum. Aralarından hiçbiri en küçük bir şey istemedi. Sağolun iyiyiz dediler.

Kendimizi bir bütünün parçası olarak görüyoruz. Nerede ümmetin bir şefkat, rahmet ve bir yardıma, desteğe ihtiyacı varsa orada olmak istiyoruz. “Kelebek Etkisi” deyimi var kuantum fiziğinde. Buna göre, Sibirya’da bir kelebeğin kanat çırpması altı ay sonra burada bir fırtınaya sebebiyet verebilir. Biz de elimizden geldiği kadar o kuantum eşiği denen yığılmaya destek olmaya çalışıyoruz.”

“Diş hekimliği fakültesini kurduk. sağlık bilimleri fakültesini 12 kat büyüttük. artık tıp fakültesi kurabiliriz”

Rektör Ayrancı, tıp fakültesi kurulması ile ilgili sorulara, “Üniversitemizin büyük bir Sağlık Bilimleri Fakültesi var. Bir bölümden 12 bölüme ulaşan Fakültemiz bu haliyle Türkiye ikincisi. Ayrıca, yeni kurduğumuz Sağlık bilimleri Enstitüsünün 13 yüksek lisans programı oldu. Sağlık alanında adeta tek başına bir üniversite gibi olduk. Aynı yerleşkede Diş Hekimliği Fakültesini de kurmuş durumdayız. Bu birimimiz ile bağlı olarak Ağız Diş Sağlığı Merkezimiz de kuruldu. Diş Hekimliği Fakültesi ile sadece Çankırı’nın değil bütün bölgenin ağız diş sağlık merkezi haline geliyoruz. Şu anda ağız diş sağlığı merkezinde 35 ünite bulunmakta. Biz imkân bulunursa 150 ünite ile ağız diş sağlığına destek vermek istiyoruz. Üstelik bu hizmet ağız ve diş sağlığı bakımında tüm sağlık hizmetlerini kapsayacak. Artık kimse Ankara veya Kırıkkale’ye gitmek zorunda kalmayacak. Bu hizmetleri ancak bir Tıp Fakültesi taçlandırır. Böyle bir şey düşünülür, tensip edilirse, biz bu fakültelerimizin bulunduğu yerleşkede tıp fakültesi kurabiliriz. Bu konuda Sayın Vekillerimiz, Sayın Valimiz ve halkımız ile tam bir fikir birliği içindeyiz. Buna ilişkin proje çalışmalarımız devam ediyor. Tabi bunların hepsi kaynak ve kabul görme meselesidir.” şeklinde yanıt verdi.

Rektör Ayrancı: Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson adıma yazdığı mektupta “Köklerimin Çankırı’da olmasından büyük bir gurur duyuyorum” demiştir: Kültürel diplomasi böyle yapılır

Rektör Ayrancı, dünyanın büyük dönüşümü noktasında Birleşik Krallık ile biz de bir ilişki kurabilir miyiz, kültürel diplomasi kapsamında akademik diplomasiye ön ayak olabilir miyiz diye Ali Kemal’in torunu olan Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’ı buraya davet ettik. Akademik açılışımıza gelin, bir açılış konuşması yapın dedik. Diplomasi sadece dış işleri ve büyükelçilik üzerinden yapılmaz. İşte bu da bir kültürel diplomasi. Biz burada bir diploması yaptık ve Sayın Başbakana çok anlamlı şeyler hediye ettik Mesela Sayın Başbakanın büyük büyük dedesinin hala mevcutta bulunan evini Güzel Sanatlar fakültesindeki ressam hocamız tuvale resmetti. Ali Kemal’in Osmanlıca orijinal ilk baskı kitapları sahaf arkadaşımız tarafından bulundu. Bunları bir araya getirdik. Ben iki sayfa boyutunda edebi bir eser diyebileceğim güzel bir İngilizce mektup yazdım. Bu mektupta Yarenlik değerlerini anlattım. Bu değerleri unutmayın, büyük bir devletsiniz, bütün dünyaya sesleniyorsunuz, bu değerleri unutmadan hareket edin; zayıfların yanında olun; diğerkâm olun, yardımsever olun ve kültürleri ortadan kaldırmaya çalışmayın şeklinde çok veciz bir mektup yazdım.  Birleşik Krallık Büyükelçisi Sayın Dominick Chilcott’a Büyükelçilik binasında takdim ettim. Sayın Büyükelçi hediyelerimizi ve mektubumuzu diplomatik kargo ile Sayın Başbakana ulaştırdı. Bir süre sonra Sayın Büyükelçi bizzat gelerek bizi Üniversitede ziyaret etti.

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson Çankırı Kalfat’ta bulunan kültür zenginliğinin ve aklının izlerini taşımaktadır.

Derler ki, insanın büyük büyük dedesinin gördüğü rüya yedi nesil sonra bir torununda ortaya çıkar. Dolayısıyla Boris Johnson Osmanlı İmparatorluğu’ndan güç almış bir rüyanın çocuğudur. Zira o rüyayı görebilmek için nasıl bir iştiyak, nasıl bir istek, nasıl bir yaşanmışlık duygusu vardır ki bu rüyayı görmüş olabilsin. Bu sonuç Çankırı Kalfat’ın kültürel zenginliğinin ve aklının bir yansımasıdır. Kalfat’ın bir çocuğu nerede yaşarsa yaşasın kendi kültür temellerinden etkilenmemiş olamaz.

Biz Sayın Birleşik Krallık Başbakanı ile temas kurarken hem yaşanmış olayların tarihini biliyorduk, hem torunlarının Türkiye Cumhuriyeti tarafından büyükelçi yapıldığını, hatta hain terör saldırılarına maruz kaldıklarını eşlerinin şehit edildiğini biliyorduk. Bunun yanında Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin yaklaşımlarını, uluslararası arenada hangi ülkelerle dayanışma içinde olduğunu takip ediyorduk. O nedenle böyle hassas temaslar ancak dikkatli bir akıl hamulesi ile sağlanabilir. Farkındalığın yüksek olması, ülke ve dünya gerçeklerinin yakından takip edilmesini gerektirir. Çok şükür bu konularda isabetli işler yapma şerefine nail olduk. Bakınız halen Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşik Krallık uluslararası camiada dayanışma içinde bulunmaktadır. Geçen yıl Avrupa Birliğinin Türkiye aleyhine karar vermesi Birleşik Krallığın muhalefetiyle engellendi. Bu konularda biraz önce sözünü ettiğimiz kelebek etkisine sempatik bir destek sağlamış isek bu bize bir ömür boyu milletimize bir yarar sağlamak adına şeref olarak addedilecek bir yaklaşımdır.”

Türkiye’nin en çok gelişen üniversitesi ünvanı taşıyan üniversitemiz hakkında bazı guruplar tarafından yapılan temelsiz eleştiriler; ziraat fakültesi ve Kanal İstanbul projesi

Rektör Ayrancı, son zamanlarda üst üste gelen bazı gurupların üniversite işlemlerine ve politikalarına yapılan eleştirilere de cevap verdi. Ayrancı cevabında şöyle dedi: “Son bir hafta içinde bazı kanaat sahiplerinin üniversitemizin iş ve işlemlerini günlük siyasete konu etmesi dikkat çekicidir. Üniversitemize ilişkin eleştirilerden bir tanesi, tarım toplumu görünümü taşıyan Çankırı’da Karatekin Üniversitesinin Ziraat Fakültesinin bulunmaması olmuştur. 2017 yılında öğrenci doluluk oranı yüzde 40 olan, az tercih edilen, bölümleri boş kalmış, bazı okulları kapanmaya yüz tutmuş bir üniversite bulunmaktaydı. Son üç sene içinde Hukuk Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, İslami İlimler Fakültesi kurulmuş ve derhal öğretime başlatılmıştır. Yetmemiştir; öğretimi bulunmayan Mühendislik Fakültesi prestijli bölümlerle açılmış öğretime başlamıştır. Sağlık Bilimleri Fakültesi bir bölümden 12 bölüme çıkarılarak 12 kat büyütülmüş, yeni kurulan Sağlık Bilimleri Enstitüsü 13 program açmıştır. Kurşunlu Adalet Meslek Yüksek Okulu açılmış ve hızlı şekilde öğretime başlamış; öğrencilerin bu yıl kabul etmiştir. Lisansüstü programlar 2,5 kat büyütülmüştür. Bunların dışında onlarca yeni bölüm açılmıştır. 3500 yabancı öğrenci Çankırı Karatekin Üniversitesinde öğretime başlamış, üniversitemiz lisansüstü yabancı öğrenci sayısında Türkiye birincisi olmuştur. Taşmescit Darül Hadis’te Uluslararası İslami Araştırmalar Merkezi gibi pek çok merkez açılmış, araştırmaya başlatılmıştır. Bu haliyle Türkiye’nin en çok büyüyen ve gelişen Üniversitesi Çankırı Karatekin Üniversitesi olmuştur.

Hal böyle iken mevcut ve büyük ölçekteki gelişmelere hiç temas edilmeyerek sadece bir bölüm veya fakültenin bulunmayışından söz ederek Üniversite hakkında konuşmak kanaatimizce isabetsiz olmuştur. Bu büyük gayretin takdir edilmeyişi üzüntü vericidir. Örneğin, Ziraat Fakültesi kararı Üniversitemiz Senatosunca alınmış ve yetkili makamlara gönderilmiştir. Ancak, Ziraat Fakültelerinin ülkemizdeki sayısı, öğrenci kontenjanlarının toplamı, bu fakültelerden mezun olanların iş bulma imkânları gibi hiçbir ayrıntı düşünülmeden alelıtlak konu edilmesi kamuoyunu yanıltıcı niteliktedir.

Diğer yandan, Üniversitemizin Kanal İstanbul Projesi çalışmaları bağlamında üniversitenin bilimsel seviyesi gibi araştırmaya dayanmayan açıklamalara konu edilmesinin de isabetsiz olduğu kanaatindeyim. Zira Üniversitemiz 2020 yılında dünyayı etkileyen dört bilim adamı ile başarı listelerini zorlamaktadır. Bu araştırma Stanford Üniversitesi tarafından hazırlanmış ve kamuoyuna duyurulmuştur. Bunun dışında Çankırı Karatekin Üniversitesinin Kanal İstanbul hakkında yedi üniversiteden biri olması da herhalde sayın konuşmacıların dikkatini çekmemiştir. Üniversitenin adında sadece Çankırı yazdığı için önyargıya dayalı, araştırma yapılmaksızın ve sırf bir siyasi konuşma yapmak için büyük bir üniversitenin konu edilmesi ilimiz, üniversite çalışanlarımız, bilime yaptığımız katkılar dikkate alındığında üzüntü vericidir.”

Bu haber 2348 kez okundu.
Çankırı Gündemi - 10:26 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
1
Çankırı'da Yeni Gün Gazetesi
Bizimle WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Powered by