Sumitomo Rubber Ako
20° Parçalı az bulutlu
  • EURO
  • DOLAR

Başbuğ, ”Sonradan değil doğuştan ayakkabıcıyız Ahi Yaranız”

2021 Ahilik Haftasının kutlanacağı şu günlerde Çankırı’da 4 kuşak ayakkabıcı esnafı olarak faaliyet gösteren Mehmet Başbuğ, dedesinden ve babasından öğrendiği usta çırak ilişkisi ile ahilik yaranlık ocağında edindiği deneyimlerini paylaştı. Çankırı Merkezde yaklaşık 40 yıldır ayakkabıcı esnafı olan Mehmet Başbuğ, işin temelinden geldiğini ifade ediyor. Mehmet Başbuğ, ‘’4 kuşaktır ayakkabıcı esnafı olarak hayatımızı sürdürmekteyiz. Dedem, […]
Çankırı'da Yeni Gün - Fatih KARTAL - Çankırı Gündemi - 13 Eylül 2021 09:11 A A

2021 Ahilik Haftasının kutlanacağı şu günlerde Çankırı’da 4 kuşak ayakkabıcı esnafı olarak faaliyet gösteren Mehmet Başbuğ, dedesinden ve babasından öğrendiği usta çırak ilişkisi ile ahilik yaranlık ocağında edindiği deneyimlerini paylaştı.

Çankırı Merkezde yaklaşık 40 yıldır ayakkabıcı esnafı olan Mehmet Başbuğ, işin temelinden geldiğini ifade ediyor. Mehmet Başbuğ, ‘’4 kuşaktır ayakkabıcı esnafı olarak hayatımızı sürdürmekteyiz. Dedem, babam, ben ve oğlumda ayakkabıcı esnafı. Usta çırak ilişkisi içerisinde yetiştim. Dedem ve babamın yemeni ayakkabı ve deri ürünler yaptığını bilirim. Anacak o dönemlerden günümüze çok şey değişti şu anda sadece hazır alıp satıyoruz. Biz sonradan değil anadan doğma ayakkabıcıyız. Zamana ayak uydurarak devam ediyoruz işimize. 1984 yılında askerden gelince ilk yaran ocağımızı açtık. 1993’te Yaran Kültür ve Yaşatma Derneğini kurduk. 13-14 sene boyunca dernek başkanlığı yaptım. UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirasları listesine aldırmayı başardık. TBMM’den üstün hizmet ödülü aldık. Tek başına yapılan çalışma ve başarılar değil arkadaşlarla birlikte başardıklarımız bunlar. Eskiden yarana sahip çıkılırdı. Dedem ve babamda yaranlıktan ahilikten gelme. Zamanla biz sistemleştirdik bu davayı. Çankırı’da sempozyumlar düzenlendi. Konferanslar verildi. Yaran kültürüne çok büyük katkı sağlayan Akademisyen Kadir Çayır’a da ayrıca çok teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin bazı bölgelerinde de yaran geceleri düzenleniyor fakat her bölgenin ki farklı. Diğer bölgelere göre Çankırı’nın ki daha disipline olmuş durumda. Bizler Yaran ocağında iken hanımlarımızda kendi aralarında yaran hanımları olarak oturmalar düzenliyor. Bir Yaran ocağına başağa olmak o kadar kolay değildir. Yıllarını vermek lazım. Fedakarca çalışmak lazım. Onca yıl dernek faaliyetleri yürütmeme rağmen ben bile sadece belli bir süre başağalık yaptım.’’ ifadelerini kullandı.

Mehmet Başbuğ bir yaran, başağayı dışarda dahi görse ‘’Selamun aleyküm başağam’’ demek zorunda, diyor. Esnaf olarak devam eden Başbuğ’un dükkanına gelenlerde hala aynı şekilde hitap ediyorlar Başbuğ’a.

Ahilik Horasan’da dünya gelen Nimetullah isimli şahsın (tabi sonradan Ahi Evran ismini alıyor) ailesi ile sonrasında Anadolu’ya göç etmesi ile başlıyor diyen Mehmet Başbuğ, ‘’İlk olarak Konya, Denizli, Kayseri ve son olarak da Kırşehir’e yerleşiyor. O günün şartlarında zanaatkârların birçoğunun gayri Müslümlerden olduğu bir dönem. Anadolu’ya malum Türkler sonradan geliyor. Bu zatın etrafında toplanan Müslüman zanaatkârlar Ahi Evran teşkilatını kuruyorlar. Tabi amaç daha kaliteli mal üreterek gayri Müslümlerden de öğrenerek Türk ve Müslüman ahaliye hizmet verebilmek için kurulmuş bir esnaf teşkilatı görüyoruz. Ahiliğin 6 açık 6 kapalı olmak üzere 12 düsturu vardır. Ancak günümüze kadar üç açık üç kapalı düsturu kendimizde uyguluyoruz. Kapalı düsturları; eline, diline, beline hâkim olacaksın. Yani eline derken hırsızlık yapmayacaksın. Diline derken yalan söylemeyeceksin ve beline derken zina yapmayacaksın. Açık düsturları ise alnın, kalbin ve kapın açık olacak. Alnın açık olacak ki insanlar senin iyi, kaliteli insan olduğunu anlayacak. Kalbi açık olmaksa hayırsever olacaksın, cömert olacaksın, insanlara iyi niyetler bakacaksın. Kapın açık olmakla söylenmek istenen ise misafirperver olacaksın. Kapın herkese açık olacak. Yani doyuracaksın, yedirecek, içireceksin. Bu maddeler ahiliğin ana temel düsturlarıdır.  Tabi burası bir esnaf teşkilatı olduğu için kendi bünyesinde kişileri toplayarak İslam örf adet geleneklerine, göreneklerine bağlı kalarak daha kaliteli insan yetiştirmek, daha faziletli insanlar yetiştirmek. Hem iyi zanaat sahibi olmak hem fazilete erişmek için ahilik ocakları bulunmakta. Yani bugün ki esnaf odalarının yapmış olduğu işlerin o gün ki versiyonudur. ” ifadelerini kullandı.

Mehmet Başbuğ, ”Ahiliğin önemli kollarından olan Yaren teşkilatında da esnaflar kendi içinde yaptıkları işlere göre. Lonca teşkilatı denilmekte. Her meslek grubunu temsilen de o mesleğin yiğitbaşısı o grubu temsil edermiş. Çankırı’da ki yaren kısmında ise herkes gündüz işlerinin başında gece ise bir araya gelmesi ile yapılan ticaretlerin konuşulması değerlendirilmesi olarak düşünebiliriz. Bu gecelerde hem eğitim, hem disiplin hem de sohbet kısmı olurdu. Yaranlıkta da aynı ahilikte olduğu gibi üç açık 3 kapalı düstur geçerlidir. Bizde ki yaran geceleri 24 kişiden oluşuyor. Sebebi ise 24 Oğuz boyunu temsilendir. Kati bir kaide değil değil.24 ve 26 da olabiliyor sayılarımız. Yaren bir büyük başağa, bir küçük başağa ile birlikte yaranın avukatı olan yaran resimiz etrafında şekillenir ve diğer kalanlar yaran adı ile anılır. Yaran geceleri akşam namazına müteakip başlar sabah namazına kadar çeşitli aşamalarla ile sürer.  Yapılan bu geceleri herkes eskiden bahçeli evlerde oturduğu için kendi evinde düzenlerdi. Bu gecelere ocak yakma denir. Ev sahibi gelen yaranların hepsini birer birer karşılar. Oturulacak yere ilk olarak küçük başağa girer ardından da yaran gecesinin hizmetini gören çavuş gelen yaranları oturma düzenine göre yer gösterir. Her gelen yaran birbiri ile teker teker selamlaşır. Selamlaşmanın amacı ise belki aralarında bir dargınlık varsa barışmalarını sağlamak. En sona büyük başağa içere gire. Budan sonra bütün yaran büyük başağaya tabidir.  Yaren gecelerine gelen misafirlerde de aynı yaranlar gibi büyük başağaya tabidir. Çünkü orası bir disiplin ocağıdır. Büyük başağada oturduktan sonra iki başağanın arasına ilk sekiz kişiden oluşan usta yaranlar oturur. Küçük başağanın sol tarafında oturanlar kalfalardır ve yaş sırasına göre otururlar. Büyük başağanın yanına oturanlar ise çırak yaranlardır ki onlarda yine yaş sırasına göre oturur. ” dedi.

Yaranda ocağında kahve yokla aracıdır

Yaran gecelerinin Çuhadaroğlu Peşrevi ile başladığını söyleyen Başbuğ, ”Ardından gecede bulunan yaranlara kahve gelir. Bizde kahve bir yoklama aracıdır. Yaran çavuşu kahveleri büyük başağadan başlayarak verir en son elinde kalan kahve fincanları ile odanın ortasına oturur. Ocağa gelmeyen yaranın mazereti ile ilgili yaranlara bilgi verir. Böylece kim geldi kim gelmedi belli olur. Ardından da oturak ya da akşam havası ile devam edilir. Birkaç yaranın ortaya oturup arkadan da çalan akşam havası ile akşam havasını söylerler. Türk İslam geleneğinde sazendelik olmadığı için sazende ekipleri yaran gecelerinde gayri müslümlerden oluşurmuş. Daha sonraları bölgemizde yetişen delikanlılar olduğundan saz ekiplerini onlar oluşturmuş. Akşam havasını takiben misafir almalar başlanır ocağına. Onlarda yaranların uyguladığı kurallara uyarak tek te selam vererek içeri girer ve kendilerine gösterilen yere otururlar.  Yakılan ocakların olmazsa olmazı yaran takım yemeği. Yaran çorbası, güveç, Çankırı ev yapımı baklava, pilavdan oluşur. Yemeğin sonrasında da bamya çorbası ikram edilir. Ekşi olma özelliği ile bamya hazmı kolaylaştırması için. Yemek yeme esnasında da yaran disiplini devam eder. Önce büyük başağa sonra küçük başağa ve sırasıyla diğer yaranlar sofralara oturur. Yemek yeme faslı başlarında eğer yaranlar arasında bir kabahati suçu olan bir yaran varsa onun kaşığı alınır ve pilavın üzerine dik bir şekilde bırakılır. Böylece kendisine bir ceza verileceği anlaşılır. ” diyerek her hareketin yaran ocağında bir anlamı olduğunu anlattı.

Mehmet Başbuğ, ”Esnafların buluştuğu yaran geceleri sadece sohbet eğlence değil, haftanın değerlendirmesi yapılır. Bir sıkıntısı derdi olan varsa paylaşılır ve hep birlikte çözüme kavuşturulması sağlanır. Bununla beraber ticari, dini gibi konularda da eğitim anlamında yaranların bilgilendirilmesi için alanında bilgi sahibi birisi davet edilerek yaranların eğitilmesi sağlanır.  Her yaran ocağı bu şekilde gece boyu devam eder. Gece bitiminde misafirleri uğurlamak üzere Cezayir Havası dediğimiz bir Türkü söylenir. Böylece misafirler anlar ki gece sona erdi ve yine selamlayarak ve yüzleri yaranlara dönük şekilde yaran gecesinden ayrılır. Misafirlerin ayrılmasından sonra mahkeme kurulur. Burada hafta içinde bir suç işleyen varsa, bir birinden davacı olan varsa o konular görüşülür. Hakkında davalı olunan kişi ocağın bulunduğu yerin ışıkları kısılarak eskiden mumların çoğunun söndürülmesi ile ortaya konulan kırmızı bir minderin üzerine oturup yaptığı işin suç olduğu ve cezasının verileceği ifade edilir. Yaran öyle bir inceliğe sahiptir ki kabahati olan kişinin yüzüne ışık gelmeyecek şekilde üstünde ki lamba veya mum söndürülmüş ki toplum nazarında ifşa olmasın. Yaranda yasak olan şeyler dinimizde yasak olan şeylerin hepsini kapsamaktadır. Verilen ceza orada kalmaz yaralar tarafından denetimi de yapılırdı. Ahi yaranlarda otokontrolde dışarda da devam ediyor böylece. Verilen ceza sonucunda eğer belirlenen fakir fukaraya erzak yardımı ise ceza hemen ocakta bulunan bir esnafın dükkânı açtırılarak hazırlanan erzaklar gece kapısına bırakılarak yapılır. Ne alan kimse görür vereni ne de veren alanı görür. Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektiği düsturu ile.” diyerek verilen ceza  bile olsa inceliğin ne kadar önemli olduğunu vurguladı.

Pabucu dama atma 

Esnafın sattığı bir malının kusurlu olması dolayısı ile vatandaşın şikâyetini değerlendiren o dönemin esnaf piri önce esnafı uyarır daha sonrada tekrarlanması halinde o esnafın pabucunu dama atarmış. Bunu gören vatandaşlarda oradan alışverişi keser daha sonrada esnaf locası kişinin ticaret yapmasının önüne geçermiş.

Şet Kuşatma

Çıraklık ve kalfalığını tamamlayanlar kendi ustalarının da olur ile esnaf locası tarafından şet kuşatarak usta olurlar. Şet kuşatma öncesinde çıraklar ve kalfalar imtihana tabi tutuluyor. Kendi alanlarında esnaf kolunun piri olanlar yaptıkları sınavdan geçenlere şet kuşatarak artık bu esnaf kolunda ticaret yapabilir diyorlar.

Ahi teşkilatında ustalık törenleri genellikle ilkbaharda ve şöyle yapılırdı:

“Törene bütün nakipler ve ustalar katılır. Önde nakipler ve arkada ustalar olmak üzere iki halka halinde otururlar. Törende müftü ve kadı da yerini alır. Müftü, ticaret ahlâkı ile ilgili ayet ve hadisleri içeren bir konuşma yapar. Bundan sonra ustalığa geçecek olan kalfa, sağında nakip solunda ustası ile odaya girer ve herkesi selamlarlar. Müftünün imama Kuran okuması için işareti ile tören başlar. Kur’an-ı Kerim’den sonra Nakip, ayağa kalkıp ustayı yanına çağırır. Ona ahiliğin ahlakı ile ilgili nasihat eder. Bundan sonra usta adayının ustası, usta olacak kalfası hakkında konuşur ve ona hakkını helal eder ancak şunu da ekler: “Âlimlerin dediklerini, nakiplerin öğütlerini, benim sözlerimi tutmazsan ana, baba, hoca, usta hakkına dikkat etmezsen, halka zulüm edersen, yetim hakkını alırsan ve Allah’ın yasaklarından sakınmazsan hakkım haram olsun.” derlermiş.

Geçmişi konuşurken duygulanan Mehmet Başbuğ birlikte yaran ocağında bulunduğu birçok kişinin vefat etttiğini anlatıyor. Yaran ocaklarının hiç aklından çıkmadığını da belirten Başbuğ, çok büyük fedakarlık ve zorluklar içerisinde yaran kültürünü yaşatarak bugünlere getirildiğini anlatıyor. Derme çatma imece usulü ile kurulan odalardan büyük salonlara kadar bir çok yerde yaran literatürünü gerçekleştirdiklerinin de altını çizen Mehmet Başbuğ, bizler bir yerlere kadar getirdik bundan sonra gençler bu faaliyetleri yürüteceklerini söylüyor.

Yaran kültürüne Çankırı’da ilginin azaldığını belirten Başbuğ, ” Çankırı’da bu işi yürüten aradaşlarda artık ekonomik olarak zorlanıyor. Genel olarak devletten hiçbir destek görmüyoruz. Giden valilerimizden bir tanesi Yaran Evi’ni protokol karşılığında bize vermişti. Fakat daha sonraları kullanamaz duruma geldik. Çankırı’da sadece 2 noktada yaran ocağı var bunlardan bir tanesi belediye tarafından kullanılıyor. Diğerinin ise kirası zor ödendiğinden kapatacağız. Biz istiyoruz ki bu kültür hep devam etsin ve ileri ki kuşaklara da aktarılsın.’’ Diyerek yaran kültürünün yaşatılmasının önemine değindi. Ayrıca Başbuğ, Çankırı’ya bir yaran merkezinin kurulması ve eski aradaşları ile bir yaran ocağında buluşmanın da en büyük isteği olduğunu belirtti.

Bu haber 260 kez okundu.
Çankırı Gündemi - 09:11 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
1
Çankırı'da Yeni Gün Gazetesi
Bizimle WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Powered by