Sumitomo Rubber Ako
Kapalı
  • EURO
  • DOLAR

Şahan Odası yıllara meydan okuyor

Çankırı’nın Yapraklı İlçesi’ne bağlı İkizören Köyü’ne yapılan ziyarette mimar ve mühendislikleriyle bilinen Ahmet Ulusoy’un (Ahmet Usta) tasarım ve iç dizaynını yaptığı misafir odası ziyaretçilerini bekliyor. Odanın içinde mekanik sistemlerle yapılmış bir çok düzenek bulunmakta. Köyde Ahmet Usta’nın yaptığı cami ve köyün dağlık arazisinde bulunan kaya mezarları İkizören Köyü’nün değerleri arasında yer alıyor. Çankırı’nın Yapraklı İlçesi’ne […]
Çankırı'da Yeni Gün - Fatih KARTAL - Çankırı Gündemi - 23 Ağustos 2021 19:03 A A

Çankırı’nın Yapraklı İlçesi’ne bağlı İkizören Köyü’ne yapılan ziyarette mimar ve mühendislikleriyle bilinen Ahmet Ulusoy’un (Ahmet Usta) tasarım ve iç dizaynını yaptığı misafir odası ziyaretçilerini bekliyor. Odanın içinde mekanik sistemlerle yapılmış bir çok düzenek bulunmakta. Köyde Ahmet Usta’nın yaptığı cami ve köyün dağlık arazisinde bulunan kaya mezarları İkizören Köyü’nün değerleri arasında yer alıyor.

Çankırı’nın Yapraklı İlçesi’ne bağlı olan İkizören Köyü’nde yazları birkaç bin kişi yaşıyor. Köyün daha önceleri bilinen adı Babsa. Babsa sözlük anlamı olarak saray kapısı anlamına gelmektedir. İkizören Köyü’ne Yakın bir köyün ismi Topuzsaray. Bu köy halkı yaşadıkları yerden saray diye bahsediyorlar. İkizören Köyü yani eski adıyla Babsa, ismini sarayın kapı kısmında kalan bölümünde olduğu için alıyor.  Eskiden bu köyde saraya hizmet eden çalışanlar yaşadığından köy ahalisi yıllar geçmesine rağmen çalışmayı seviyor.

İkizören konumu itibariyle tarihi İpek Yolu güzergâhı bölgesinde. Çankırı merkeze 30 km uzaklıkta olan İkizören Köyü’ne ulaşmak için Yapraklı ilçesi yönüne gitmeniz gerekiyor. Kısa bir yolculuğun ardından yol Yüklü Köy ayrımından itibaren ağaçlar arasında sizi İkizören dönüşüne kadar getirmiş oluyor ardından bulunduğunuz nokta İkizören Köyü oluyor. Birçok ağaç türünü barındıran köyde kavak, çınar, meşe gibi ağaçların yanı sıra birçok meyve türünden de ağaç bulunmakta. Elma, armut, erik, dut ve hatta şeftali bile.

Köyde ki birçok ev ahşaptan yapılmış ya da küçüklü büyüklü bir çok ahşap işlemesi var. İşlemeleri olan yapıların başında köy konağı geliyor. Köyün en eski binalarından olan bu konağın yapıldığı anı bilen az sayıda kişi var. Köyde ve Çankırı’nın birçok yerinde bulunan cami, okul, köy evi gibi birçok eserde emeği bulunan ve bizzat yapan Ahmet Ulusoy namıdiğer Ahmet Usta kendi köyünde ailesine ait bu köy konağında da ustalığını göstermiş.

Dışardan bakıldığında sade bir görünüme sahip olan bu yapı içerisine girildiğinde adeta sizi başka bir dünyaya çekiyor. Ahmet Usta’nın yapmış olduğu ailesine ait bu köy konağının daha ilk kilidi açılırken bile farklı bir kilit sistemi gelenleri karşılıyor. Giriş kapısında önce anahtarla kilit açılıyor ardından da kapının üst tarafında ki kilit devre dışı bırakılıyor. Giriş kapısının arkasında bulunan hamam misafirlerin temizlenmesi ve duş yapabilmesi için yerleştirilmiş. Sol tarafta mevzubahis köy odası misafirleri karşılamakta. Köy odası, girildiği ilk andan itibaren sanki bir tarih geziyor gibi değil de bir kaç yıl önce yapılmış mekanik aletlerle süslenmiş ahşap bir evdeymiş hissi uyandırıyor.

Odaya girildiğinde tam karşıda bulunan baca sistemi misafirleri karşılıyor. Oldukça ilginç bir şekilde tasarlanmış olan baca sistemi içeride oturan misafirlerin daha rahat nefes alabilmelerini sağlamak amacıyla kötü koku ve dumanın içeriden çıkmasını sağlıyor. Benzer bir sistem de köy odasının pencereleri içinde geçerli. Düğmeyle çalışan pencereler raylı sistem ile pencerenin altındaki duvarın içine girmekte. Oda içerisinde bulunan bir diğer ilginç sistem ise pencerelerin karşısındaki ahşap duvar. Tavana kadar uzanan büyük tahtalar bir anda odanın içerisinde ki bir bölmeyi gün yüzüne çıkartır gibi açılıyor. Duvar olarak kullanılan bu ahşap plakalar aslında birer kapı. Kapıların arkasında ise bir oda var. Adı ‘Şahan’ olan bu bölüme açılan kapılardan biri düz diğeri ise kırmalı olarak açılıyor. Kırmalı olan kapı duvarın içine gömülerek gizleniyor. Düz açılan kapı ise arkasında gizlediği yorgan ve yatak dolabına diğer adıyla ‘Yüklük Dolabı’na kapak görevi görüyor. Şahan kısımında köyün ileri gelenleri, ihtiyarları otururken ön tarafta ise gençler oturuyor. Bir çok Çankırı Yaren oyununa, sohbete ve misafire ev sahipliği etmiş köy odasının iç kısmı özellikle tavanları Ahmet Usta’nın kendi tasarımları ile süslenmiş durumda. Tavandaki ahşap işlemler özenle yerleştirilmiş ve yıllarla adeta yarış içerisinde. İlk günkü halini koruyor.

Köy odasında eskiden ulaşım imkânlarının yaygın olmaması ve gidilen yerlerin bazen günler sürmesi nedeniyle sık sık yatılı misafirler kalırmış. Yılın birçok günü burada misafir ağırlandığı belirtiliyor. Hatta gelen konukların sadece kendileri değil binek hayvanlarının da samanı, yemi de köy odasının sahipleri tarafından karşılanıyor. Bu ağılama işlemlerinden hiçbir şekilde ücret talep edilmiyor. Sadece Allah rızası için gelen Allah’ın bir misafiri gözü ile bakılıyor. Ahmet Usta’da bu konağı yaparken bu desturlar üzerine yapmış.

Peki, Ahmet Usta kimdir?

1905 yılında Çankırı’nın Yapraklı İlçesi Babsa şimdiki İsmi ile İkizören Köyü’nde dünyaya gelen Ahmet Ulusoy yaklaşık 64 yıllık hayatı boyunca birçok esere imza atmıştır. Ahmet Usta o günün şartlarına göre babası Osman Usta’dan öğrendiği ve kendi bilgi tecrübesi ile de yaptığı 33 cami, 25 okul, sayısız köy evi, halkın istifadesine sunduğu birçok köy odasında kendine has mimari özelliğe sahip eserler yapmıştır. Köyün içerisine 70 yıl önce kireç taşı ve ahşap kullanılarak yapılan 8 köşeli cami de Ahmet Usta’nın önemli eserleri arasında yerini almaktadır. Caminin çatı kısmı ahşap ve kiremitler ile döşeli ve dışarıdan görünmeyen bir iç kubbeye sahip.

75-80 yıllık olduğu tahmin edilen köy içerisinde bulunan bir başka köy odasının ilk yapımını kimse hatırlamıyor. Bu yapılar köyün en eski yapıları olduğu düşünülüyor. O dönemde yaşayan Sayit ve Recep Ağa isimli köy ahalisinden olan bu iki kişi toprak yapı olarak odaları inşa ederek köye gelen misafirleri ağırlamışlar. Daha sonra maddi güçleri zayıflayınca misafir ağırlama geleneğini İbrahim Çavuş ve ailesi devam ettiriyorlar. Köy halkı Ahmet Usta’dan toprak yapının yıkılarak yeniden yapmasını istiyor. O da kendine has mimari özellikleri olan günümüzde hala ayakta kalan köy odasını inşa ediyor. İçerisi sedirlerle kaplı köy odasında içeride yakılan mangaldan çıkabilecek karbon monoksit gazını atmaya yarayan iki adet baca sistemi var. İçeride misafirlerin yıkanabilmesi için gömme şekilde tasarlanmış hamam var. Aydınlatma pencereleri yapılarak hem odanın içerisi hem de hayvanların bulunduğu kısım aydınlatılması düşünülmüş. Odanın tam ortasında ise o dönemde için özel tasarım sayılabilecek bir sehpa masa bulunuyor. İstenildiğinde masa istenildiğinde sehpa olabiliyor. Ahmet Usta ayrıca kendi icat ettiği suyu kuyusundan çıkrık sistemi ile su çekmiş, yaptığı inşaatlara daha rahat gidebilmek için 3 tekerlekli bisiklet yapmış. Tamamı ahşap olan planya makinesi ve ahşap konsollarda Ahmet Usta’nın o dönemde kendi gayretleri ile yaptı diğer eserler olarak bilinmekte.

Vefatından yıllar geçmesine karşın Ahmet Usta yaptığı eserlerden dolayı köyde hayırla yâd ediliyor. Yapmış olduğu bu sanatı ölmeden önce oğullarına öğretmiş. Bir süre onlarda baba mesleğini devam ettirmiş hatta köy odasına gelen misafirleri de babalarından kalan gelenek doğrultusunda ağırlamaya devam etmişler. Fakat zaman dediğimiz kavram Ahmet Usta’nın oğullarını gün olup babaları ile buluşturmuş. Oğullarından hayatta kalan kimse kalmayınca yapmış olduğu köy odası da zamanla kimsesiz kalmış. Ahmet Usta’nın halen hayatta bulunan 86 yaşında ki gelini Saniye Ulusoy, ’’Kayınpederim Ahmet Usta çok dindar bir insandı. Haram helal konusunda oldukça hassas davranırdı. Namaz vakti geldi mi her işini bırakır önce namazını kılardı. Hâlâ Ahmet Usta’yı unutmayanları görüyor ve duyuyoruz. Bu bizleri çok mutlu ediyor. Çok iyi bir kişiydi. Benim hem amcam hem de kayınpederimdi’’ ifadelerini kullandı.

Saniye teyzenin damadı Mehmet Ali Satılmış ise köylerinin tanınması ve Ahmet Usta’nın unutulmaması için canla başla çalıştıklarını dile getirdi. Mehmet Ali Satılmış, ‘’Her bir yerinde Ahmet Usta’nın ustalık izlerini taşıyan köy odası ailenin koruması altında. Fakat hem maddi hem de insan gücü olarak artık bakmakta güçlük çekiyoruz. Toplamda 90 metrekare olan bu odanın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından orijinal hali ile restore edilerek halkın hizmetine tekrar sunulmasını istiyoruz. Bakanlığa bu yönde ki talebimizi ileten dilekçe yollamıştık, yetkililer kısa sürede bizleri ziyaret ettiler. Onlarda en kısa gereğinin yapılması için çalışma başlatabileceklerini söylediler. Umarım güzel bir sonuç alabiliriz. Hiçbir zaman bu köy odasını ihtiyaçlarını gidermek için geri durmadık. Ancak burada çoğu zaman duramıyoruz. Bizde buranın bakanlık tarafından tescillenerek koruma altına almasını istiyoruz’’ diyerek yapının ayakta kalması için uğraştıklarını belirtti.

Gençlik yıllarında tuz mağarasında çalışan Ahmet Usta burada bulunan Alman işletmecilerin dikkatini çekmeyi başarıyor. Almanlar Almanya’ya götürmek istese de Ahmet Usta’nın babası olaya sıcak bakmadığı için babasının sözünü dinleyerek gitmeyen Ahmet Usta sayısız eserin yapılmasını sağlamış. Ailenin hayattaki üyeleri köyde bulunan Ahmet Usta’nın emeği bulunan birçok yapının yıkılıp gitmeden restore edilerek ayakta kalması ve sonraki nesillere aktarılmasını istiyor.

Kaya mezarlar definecilerin uğrak mekânı

İkizören Köyü’nün her yerinden tarihi ve kültürel değerler kendini gösteriyor. Bir tarafta Ahmet Ustanın el emeği eserleri bir tarafta bölgenin yüzyıllar önce yaşamış eski misafirleri. Rumların yaşadığı bilinen bölgede çok sayıda kaya mezarları bulunmakta. Yerin belli bir kısmı oyularak içesine gömdükleri yakınlarının üzerine kayalar koyan Rumlar daha sonra bu alanları kullanmışlar. Fakat cumhuriyetin ilanı ile tehcir ve mübadele yasaları çıkması ile bölgeyi terk eden Rumlar geride mezarlarını bırakmak zorunda kalmışlar. Define avcıları bu mezarları kazarak define bulmak maksadıyla kaçak kazılar yaparak bu tarihi alanları tahrip etmişler. Kaya mezarlarının üzerlerine konulan büyük taş bloklar ise yerlerinden çıkartılarak mezarların içerisinde altın, eski sikke, tarihi eserler bulmaya çalışmışlar. Köy Muhtarı Ömer Ünver, kaya mezarı alanların kaçak kazı yapanların tahribatlarından kurtarmak istediklerini en kısa sürede bu bölgenin sit alanı ilan edilmesini ve bölge tarihinin gün yüzüne çıkarılması için çalışmaların yapılmasını istediğini belirtiyor.

İkizören Köy Muhtarı Ömer Ünver, 7 Haziran 1992 yılında yapılan Mahalli İdareler Seçimi ile belde statüsü kazanan İkizören’in 2013 yılı itibariyle nüfusunun 2 binin altına düşmesi nedeniyle tekrar köy statüsünü aldığını ifade etti. Muhtar Ünver, köyün muhtelif yerlerine diktikleri fidanları imece usulü ile bakımlarını düzenli olarak yaptıklarını böylece İkizören’in her daim yeşil kalmasını amaçladıklarını söyledi.

İkizören, kaya mezarları, tarihi eski ahşap evleri ve yeşillikleri ile keşfedilmeyi bekleyen bir köy. Yapılacak çalışmalar ile bölge tarihine ışık tutacak olan İkizören, tarih meraklılıklarını, kültür sevdalılarını ve doğa ile iç içe yaşamayı seven ziyaretçiler için kapıları açmış bekliyor.

 

Bu haber 1628 kez okundu.
Çankırı Gündemi - 19:03 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
1
Çankırı'da Yeni Gün Gazetesi
Bizimle WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Powered by